Tuvelet deyip geçmemek lazım!

Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü bitirdikten sonra Seramik Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladım. Tez olarak ise “tuvalet” konusunu seçtim. Her gün bir kaç kez girip çıktığımız o mekanı ve ordaki eylemimizi küçümseyecekseniz hiç okumayın bu yazıyı. Oysa ki, şu da var;  birkaç gün “büyük” olarak tabir edilen ihtiyacı gideremeyince çekilen acılar yüzünden öyle an gelir ki, konu dünyanın en önemli meselesi olabilir. O açıdan konu tuvalet olsa da önemsemek gerekir. Bu eylem sırasında vücudumuza yaramayan ve fazla süre beklediği zaman bize zarar veren mikroplar atıldığı düşünülürse konu neredeyse devlet meselesi kadar bile önemli olabilir! Hiç abartmıyorum :)

Bu ve bundan sonraki bir kaç yazımı, yüksek lisans tezimin bazı bölümlerinden faydalanarak yazacağım. İlginç ve şaşkınlık yaratan bilgiler bulacağınıza da eminim. Tez merkezinden tezlerden alıntı yaparak kendine tez yazanlar da varmış. Vallahi YÖK başkanı dahi aynı hatayı yapmış ve de o mevkide görev yapıyor ise demek ki bir bildiği vardır diyerek tezimi kamuya kapatma gereği duymadım. Öyle de pislendi akademik ortam dediğimiz okullar…

Şimdi bakalım “Tuvalet” in kelime anlamı…

 Tuvaletin Kelime Olarak Anlamı

Her canlının günlük yaşantısı içinde yer alan, ancak dile getirilmesi veya hakkında konuşulması pek hoşa gitmeyen tuvalet kelimesinin Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde birden fazla karşılığı olduğu görülmektedir. Bu karşılıklardan biri, çalışma konumuz olan helataşı, insanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer anlamındadır. Bir diğer karşılık ise ilginçtir ki, abiye gece kıyafeti anlamına gelmektedir. Orijinali Fransızcada toilette olan tuvalet kelimesinin karşılığı da hem abiye giysi, hem de dışkı ve idrarın yapıldığı yer anlamındadır. Bazı parfümlerin üzerinde yazan Eau de toilette Fransızcada tuvalet suyu anlamında, yoğunluk oranı düşük olan parfümleri ifade etmek için kullanılmaktadır.

Bunun yanı sıra yurdumuzun çeşitli yörelerinde boşaltım ihtiyacının giderildiği yeri ifade eden birçok kelimeye rastlanır. Abdesthane, aralık, ayakyolu, ganat, kenif, yüznumara, hacet yeri, helâ, kenef, memişhane, kademhane, rahat evi, kabine, kirna ve WC ( Water Closet ) bunlardan bazılarıdır. Tuvalet odası için özellikle son 30 yıldır en sık kullanılan karşılık “W.C.” kısaltmasıdır. W – Water yani su, C- Closet yani dolap, gardırop, gömme dolap anlamlarına gelmektedir. Yani aslında “Su Dolabı” anlamına gelen bu tamlama ülkemizde tuvalet odasını ifade eder hale gelmiştir.

Bir kapının üzerine asılmış olan WC yazısının yanına kadın figürü veya kadın şapkası, diğer kapının üzerinde asılmış olan WC yazısının başına da erkek figürü veya erkek şapkası çizilerek tuvaletlerin de hangi cinsiyet için olduğu ifade ediliyor. Sadece bir işaret ve tamamlayıcı WC harfleri ile herkes tarafından algılanabilen tuvaletlerle dolu ülkemiz. Hatta alaturka tuvaletlerin yaygın olduğu pek çok umumi tuvaletlerin kapısında dahi tuvalet yerine WC yazıldığı görülmektedir. Bu kelimenin tuvalet anlamında kullanılması birçok Avrupa ülkesi için de geçerlidir. Türkiye, İtalya veya İngiltere gibi İngilizce konuşulmayan Avrupa ülkelerinde WC karşılığının yaygın olarak kullanılmasına karşın,  İngiltere, Avustralya veya Amerika gibi İngilizce dilinin konuşulduğu ülkelerde tuvaleti ifade etmek için kullanılmıyor olması da ilginçtir.

İngilizce -closet kelimesinin bir karşılığının da –gardrobe olduğunu hatırlayalım. WC kısaltmasının ortaya çıkmasını da sağlayan bu kelimenin türeyiş şekli de ilginçtir. Ortaçağ dönemindeki kalelerde tuvaletler gömme dolaplar içine yapılıyormuş. Hatta kaledeki hizmetçiler kıyafetlerin güvelerden koruması için kıyafet dolaplarını pis kokan tuvaletlere yakın yerlerde konuşlandırıyorlarmış. Bu yüzden de giysileri koruduğu için tuvaletlere -gardrobe denmeye başlanmış. Fransızca’ da  -garde -korumak, -rope ise
- giysi anlamına kullanılır. O dönemde kalelerde yaşayan soyluların kullandığı gardırop kelimesi, günümüzde modern ingilizceye wardrobe, Türkçe’ye de gardırop olarak girmiştir.  Tuvalet odası anlamında kullanılan bir diğer ilginç kelime ise -yüznumaradır. Zamanında Fransızlar Türkiye’de inşa ettikleri ilk otel olan Pera Palas’ın proje çizimlerin üzerinde tüm odalara numara veriliyormuş. Projeyi çizen iç mimar 101 numaradan başlayarak tüm odaları numaralandırmış. – 1 rakamı odanın bulunduğu katı,
- 01 rakamı ise o kattaki oda numarasını belirtiyor. Proje üzerinde çizilmiş olan tüm bölmelere lobi, giriş, merdivenler gibi isimler yazılmış. Sıra tuvaletlere geldiğinde ise
- tuvaletler numarasız anlamına gelen – Les toilettes sont sans numéros yazılmış. Ancak ne olduysa ondan sonra olmuş. Proje üzerinde yazılanların Türkçe’ ye çevrilmesi işine gelince , -numarasız anlamına gelen -sans numéro ile “yüznumara” anlamına gelen cents numéro, her ikisi de san nümero olarak söylendiği için birbirine karıştırılmış ve tuvaletler bundan sonra 100 numara olarak adlandırılmaya başlamış.

Antikçağ Döneminde Tuvaletler

Erken Tunç Çağı dönemi

Uzun süreden beri yapılan arkeolojik kazılarda ve araştırmalarda eski dönem şehir yapıları ve bunların içinde yer alan tuvaletlerle ilgili birçok bulguyu ortaya çıkartılmıştır. Tarihe ait olarak bulunan en eski tuvalet, aşağı Mezopotamya’da kurulu olan Sümer Uygarlığı’na ait olduğu tespit edilmiştir. Kalıntılar arasında yaklaşık olarak M.Ö. 3700 yılında inşa edilmiş ve kullanılmış olan suyolları, tuvalet, lağım teşkilatları bulunmuştur -2 .

Mohenjo-Daro’ da M.Ö.2800 yılları dolayında yapıldığı düşünülen tuvaletler -3 .

Bir diğeri ise, yaklaşık olarak M.Ö. 2450 yıllarına ait olan, bugün Pakistan sınırları içinde yer alıp, İndus Vadisi Uygarlığı şehirlerinden biri olan Mohenjo-Daro ‘da ortaya çıkartılan tuvaletlerdir. Tuğlaların üst üste dizilmesi ile meydana getirilen tuvaletlerin çömelme pozisyonunda kullandıkları anlaşılmaktadır. Erken Tunç Çağı döneminde kurulmuş ve planlı yapılaşmış olan bu şehirde kalıntılardaki kanallar tüm evlerdeki atık suların caddelerin kenarlarındaki kanallara akıtıldığı göstermektedir -4 .

Bu tuvaletlerin oturma yerlerinin ahşap veya tuğladan olduğu anlaşılıyor. Tuvaletlerin atıklarının kanallar yolu ile lağıma taşındığı görülmüştür. Eğer konutlar lağımdan uzak ise, atıklar bir çukurda toplanıp daha sonra buradan kanala aktarılıyormuş -5 .

Girit Uygarlığı döneminde Knosos şehrindeki akarsulu tuvalet gideri -6

Girit Uygarlığı, Tunç Çağı’nda, M.Ö. yaklaşık 3500′lerde Girit Adası’ nda doğmuş bir uygarlıktır. Adada uygarlık döneminde en öne çıkan şehirlerden olan Knosos’ daki yapılar çok katlı ve kesme taş ile ince işlenmiş desenler ile süslenmiş olduğuna dair buluntulara rastlanmıştır. Girit Uygarlığı, Tunç Çağı’nda, M.Ö. yaklaşık 3500′lerde Girit Adası’ nda doğmuş bir uygarlıktır. Adada uygarlık döneminde en öne çıkan şehirlerden olan Knosos’ daki yapılar çok katlı ve kesme taş ile ince işlenmiş desenler ile süslenmiş olduğuna dair buluntulara rastlanmıştır.

Ancak bunların ötesinde Knosos, kalıntılarda bulunan akarsulu tuvaletler arkeologların dikkatini çekmişti. Knosos sarayında yapılmış olan tuvaletlerde sifon görevini gören terakota borular kullanılmış.

Girit Uygarlığı döneminde Knossos şehrindeki akarsulu tuvalet taşı kesiti -7 .

Terakota borularda, borunun bir ucunun çapı diğer ucunun çapından daha dar olduğu için, kanaldan akan su tazyikli olarak ilerler ve böylece son çıkış yerinde güçlü bir şekilde akar.  Girit Uygarlığı dönemindeki yerleşim yerlerindeki buluntularda, binaların çatılarında biriken suların bir depoda toplanıp, atıkların binanın içinden atılabilmesi için terakota borulardan tuvaletlere akıtıldığı görülmektedir -8 .

 


Tunç Çağı Dönemi

Altıntepe kazılarında bulunan tuvalet ve kanalizasyon sistemi -9.

Yapılan arkeolojik kazılarda, Tunç çağı döneminde kurulmuş olan şehirlerde yaşayan Truva, Mısır, Yahudi, Yunan, Etrüsk’lerin, kullanılan suyun şehre getirilmesi ve pis suyun şehir dışına taşınması için çeşitli sistemler geliştirdikleri bilgisine ulaşılmaktadır.
Anadolu topraklarında Urartularla ilgili yapılan Altıntepe kazı çalışmalarında, 2007 yılında M.Ö. 8–7 yüzyıla ait olan tuvalet ve kanalizasyon sistemi gün ışığına çıkartılmıştır.
Kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu, geçmişe ait banyo, tuvalet sistemi ile ilgili olarak:  “Ortaya çıkan kanalizasyon şebekesi incelendiğinde üzerine kurulan kalenin planlanarak yapıldığını ortaya çıktı. Önce kanalizasyon şebekesi yapılmış, daha sonra da binalar üzerine yerleştirilmiş “ şeklinde açıklama yapmıştır. Lavabosu, tuvaleti ve banyosu ile Anadolu’da ilk kez böyle bir yapının var olduğu ortaya çıkmış oluyordu -10 .

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Belli ise, Iğdır Kültür Sarayı’nda “Anadolu’nun Yaşayan Uygarlığı Urartular” konusunda verdiği konferansta: “Avrupa’da tuvalet yokken, banyo yokken Urartular en modern şekilde tuvalet ve banyoyu kullanmışlar.” şeklinde açıklama yapmıştır -11 . Çavuştepe yerleşmesinin Urartu katmanında M.Ö. 7. yy.a ait, çağdaşı başka kültürlerde görülmeyen çok gelişmiş, modern anlamda çeşmeli, sabit bir tuvaletin varlığı keşfedilmiştir -12 .

Özgün hali Atina Müzesinde bulunan seramikten yapılmış olan lazımlık -13.

Yunan kültüründe tuvaletin dört duvar arasına girmiş hali pek yaygın olarak görünmese bile, çocuklar için geliştirdikleri lazımlık, dönemin tasarım perspektifi açısından bizleri aydınlatmaktadır. Günümüzde dahi, çocukların tuvalet terbiyesi için uzmanların birçok yöntem ortaya konduğu düşünülecek olursa, Yunanlıların tasarladıkları seramik lazımlık oldukça dikkat çekicidir.

Antik Yunan Uygarlığı dönemine ait olarak bulunan kalıntıların yanı sıra yazılı kaynaklardan Hesiodos ve şair Heredotos’un eserlerinde tuvalete ilişkin verilere rastlamak mümkün. Heredotos, Mısırlı kadınların ayakta erkeklerin ise oturarak işediği bilgisini vermektedir -14 .

Anadolu menşeli bir beşik -15 .

Viyana Volkerkunde Müzesi’nde bulunan Anadolu menşeli beşiğin ortasındaki ve şiltesindeki delikten akan bebek idrarı altta bulunan kabın içinde birikir. Daha sonra ise bu kap temizlenir.

 

 

 

 


Kaynakça:

 [2] Muazzez İlmiye Çığ, Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, İstanbul, Kaynak Yayınları 2010,  s. 10.
 [3] http://www.mohenjodaro.net/latrine47.html , Mohenjo-Daro Latrines HR Area .
 [4] M. Jansen , “Water Supply and Sewage Disposal at Mohenjo-Daro”, World Archaeology,  Cilt: 21, Sayı: 2, Taylor & Francis Ltd., 1989, s: 177–192.
 [5] Onur Gülbay, Eskiçağ’ da Tuvalet Kültürü, İstanbul, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, 2003, s: 1.
 [6] http://www.perini-journal.com/PDF_JOURNAL/tidbits/tidbits_016_en.pdf , “Kossos: the cradle of civilization”.
 [7] Sim Van der Ryn, The Toilet Papers- Rcycling Waste and Conserving Water, White River Junction,  Chelasea Green Publishing Company, 1999, s: 18.
 [8] L. Julie Horan ,The Porcelain God, New Jersey, Robson Books Ltd. 1996, s: 5.
 [9] http://www.parkeoloji.com/kanalizasyon-sistemiurartu/ , “Kanalizasyon Sistemi: Urartu”,.
 [10] http://www.altintepekazisi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=37&Itemid=88 , “Altıntepe Urartu Kalesi 2007 Kazı ve Onarım Çalışmaları”, 2009.
 [11] http://www.haberler.gen.al/2010-04-08/prof-belli-tarihi-kaynaklar-bize-ermenilerin-urartularla-bir-bagi-olmadigini-gosteriyor/ , “Urartu Medeniyeti”, 2010.
 [12] Onur Gülbay, Eskiçağ’ da Tuvalet Kültürü, İstanbul, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, 2003, s: 1.
 [13] http://www.boingboing.net/2007/11/18/ancient-greek-potty.html , “Ancient Greek potty training pottery device”, 2007 .
 [14] Onur Gülbay, Eskiçağ’ da Tuvalet Kültürü, İstanbul, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, 2003, s: 7.
 [15] Şefik Okday, İçine Ettiğimizin Dünyası, İstanbul, Birsen Yayınevi, 1993, s: 141.
Cümle Aleme Duyur
This entry was posted in Yazılar. Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>