Tasarımcılık her zaman kapitalizmin hizmetinde değildir elbette. O kadar da acımasız olmayayım. Ancak tasarım işine işlevsel değil de sadece görsel anlam yükleyenler kapitalizmin hizmetindedir diyebilirim sanırım. Çünkü ürün tasarımı insanlığın var oluşundan bu yana, hani o övündüğü aletin ortaya çıkmasından bu yana var olmuştur. Toprak kapların içindeki yemeğin havası dışarıya çıkmasın diye hamur yapılıp aralıklar kapatılmış düdüklü tencere ortaya çıkartılmıştır. Bunu ilk uygulayan hanımlar da “Vay ben düdüklü tencereyi tasarladım” diyerek ortalığa çıkıp reklamını yapmamıştır, şimdilerde pek çok kişinin yaptığı gibi. O işi kolaylaştırıp insanlığa hizmet edebiliyorsa ve mutlak bir fayda barındırıyorsa o ürün ve o ürünü tasarlayan, dahası üretime sunan herkes iyi bir iş yapıyor demektir. Ancak sanatsal! bilmemne akımının peşinde, sergi açıldığı zaman içki bardaklarını birbirine tokuşturmaktan çok birbirini kesenlerin bolca olduğu kitlelerin ortaya çıkarttıkları, biçimsel olarak hiç bir şeye benzemeyip, işlevsel olarak da kimseye fayda sağlamayan maddelere tasarım demeyi, onu düşünene de tasarımcı demeyi düşünmüyorum.
İyi de kardeşim bunca kuru sıkı laf atıyorsun ortalığa, sen ne yapıyorsun “tasarım” anlamında demek geldi içimden kendime. Tasarım hayatımın her alanında olan bir şey. En pratik tasarımların da nedense mutfaklarda ev hanımları tarafından ortaya çıkartıldığını düşünüyorum. Kendim ise mezun olduğum okulda yaptığımız projeler dışında insanlığın kullanımına sunmuş olduğum bir ürün henüz ortaya çıkartamadım. Deniyorum, olmuyor. Belki de yıllarımı yeteri kadar bu alanda geçirmediğim içindir. Bilgisayar dünyası yani bilişim konuları beni daha çok teknik konularla meşgul etti. Sevdiğim için de yıllardır bu konuların içinde günlerimi geçirdim, çalıştım. Ancak ne 2 boyutta ne de 3 boyutta tasarım fikirleri ve arayışlarım durmadı. İşte söz konusu bir internet sitesi tasarımı veya bilgi mimari çalışmaları olunca hemen tasarımın işlevsel olması gerekliliği benim için öncelik oluyordu. Hala da öyledi. Kullanıcı dostu internet sayfaları, kullanıcı dostu ürünler gibidir bana göre.
3D Maks(x) programı henüz emekleme döneminde idi biz üniversitede okurken. Mezun olur olmaz kendim betik yazacak seviyeye gelmiş, ufak tefek animasyon denemeleri bile yapıyordum. Ve sonra html çıktı karşıma. Bambaşka ve eğlenceli bir konu idi. Beni aldı 3 boyuttan götürdü 2 boyuta, internet dünyasına. Neyse ki sonradan bir sürü programlama dili çıktı ve kafam karıştı da yazılım konularından uzaklaştım. Tam tasarımlarıma geri dönüyordum ki, bu defa bilgisayarın içini açıp anakart, bellek, işlemci dünyasını keşfetmiş bulundum. Sonra arkadaşların bozulan bilgisayarlarını tamirler, bilgisayar donanım yükseltmeleri, ağ kurulumu derken hiç gereği yokken sistem uzmanı ve sonra hocası oldum. İşte o noktada artık tasarıma geri dönüş çok daha zor bil hal almıştı benim için.
Girmek için 3 yıl uğraştığım, uğruna depresyonlara girip sonra da neyse ki çıktığım bu endüstri ürünleri tasarımı kariyerim böyle mi olacaktı:)
Neyse anakartlara veya diğer bilgisayar donanımlarına tasarımcının estetik bakış açıcı! ile bakıyorum ve detaylara takılabiliyorum. Tabi bu bilgisayarları tamir ederken veya sistemi düzeltmeye çalışırken işime yarıyor mu_ Tabii ki hayır. Ama yine de elektronikçi dahilerin detaylar içinde ortaya çıkarttıkları değişik fikirler hoşuma gidiyor. Mesela birisi yukarıdaki fotoğrafta yer alan fan. MSI anakart üzerinde işlemciye takılmış olan soğutucu. Elektrik enerjisi yerine işlemcinin ürettiği ısıyı kullanarak çalışıyor. Şimdi artık eskimiş bir teknoloji ama yine de güzel. Zaten maddenin kanunu gereği, mevcut teknolojiler ile bilgisayarların hızını arttırmak için en üst seviyeye gelinmiş olduğu için bilgisayar dünyasından şimdilik yenilik adına bir şey bekliyor da değilim. Ta ki kuantum teknolojisi bilgisayar donanımlarına girer ve transistör teknolojisi çöpe atılır ( lambalı tüplerin devrinin kapanması gibi) işte o zaman bol bol yenilikten bahsedebiliriz. O yüzden bir süre daha internet dünyasında yazılıp çizilen teknolojik gelişme başlığı altındaki yazılarda fazla detay aramaya gerek yok diyorum. Ve bol laf az iş diyerek satırları şimdilik sonlandırıyorum…
