<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Işıl Erol</title>
	<atom:link href="http://isilerol.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://isilerol.com</link>
	<description>Bir Ben Var Bende Benden İçeri!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Nov 2011 19:51:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Tasarım sanatsal mı işlevsel mi olmalı!</title>
		<link>http://isilerol.com/tasarim-sanatsal-mi-islevsel-mi-olmali.html</link>
		<comments>http://isilerol.com/tasarim-sanatsal-mi-islevsel-mi-olmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 19:51:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilerol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isilerol.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Tasarımcılık her zaman kapitalizmin hizmetinde değildir elbette. O kadar da acımasız olmayayım. Ancak tasarım işine işlevsel değil de sadece görsel anlam yükleyenler kapitalizmin hizmetindedir diyebilirim sanırım. Çünkü ürün tasarımı insanlığın var oluşundan bu yana, hani o övündüğü aletin ortaya çıkmasından &#8230; <a href="http://isilerol.com/tasarim-sanatsal-mi-islevsel-mi-olmali.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_116" class="wp-caption alignleft" style="width: 261px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/11/msi.jpg"><img class="size-medium wp-image-116" title="msi" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/11/msi-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Elektriğe gerek duymadan işlemcinin ısısı ile çalışan soğutucu hoşuma gitmişti...</p></div>
<p>Tasarımcılık her zaman kapitalizmin hizmetinde değildir elbette. O kadar da acımasız olmayayım. Ancak tasarım işine işlevsel değil de sadece görsel anlam yükleyenler kapitalizmin hizmetindedir diyebilirim sanırım. Çünkü ürün tasarımı insanlığın var oluşundan bu yana, hani o övündüğü aletin ortaya çıkmasından bu yana var olmuştur. Toprak kapların içindeki yemeğin havası dışarıya çıkmasın diye hamur yapılıp aralıklar kapatılmış düdüklü tencere ortaya çıkartılmıştır. Bunu ilk uygulayan hanımlar da &#8220;Vay ben düdüklü tencereyi tasarladım&#8221; diyerek ortalığa çıkıp reklamını yapmamıştır, şimdilerde pek çok kişinin yaptığı gibi. O işi kolaylaştırıp insanlığa hizmet edebiliyorsa ve mutlak bir fayda barındırıyorsa o ürün ve o ürünü tasarlayan, dahası üretime sunan herkes iyi bir iş yapıyor demektir. Ancak sanatsal! bilmemne akımının peşinde, sergi açıldığı zaman içki bardaklarını birbirine tokuşturmaktan çok birbirini kesenlerin bolca olduğu kitlelerin ortaya çıkarttıkları, biçimsel olarak hiç bir şeye benzemeyip, işlevsel olarak da kimseye fayda sağlamayan maddelere tasarım demeyi, onu düşünene de tasarımcı demeyi düşünmüyorum.<span id="more-115"></span></p>
<p>İyi de kardeşim bunca kuru sıkı laf atıyorsun ortalığa, sen ne yapıyorsun &#8220;tasarım&#8221; anlamında demek geldi içimden kendime. Tasarım hayatımın her alanında olan bir şey. En pratik tasarımların da nedense mutfaklarda ev hanımları tarafından ortaya çıkartıldığını düşünüyorum. Kendim ise mezun olduğum okulda yaptığımız projeler dışında insanlığın kullanımına sunmuş olduğum bir ürün henüz ortaya çıkartamadım. Deniyorum, olmuyor. Belki de yıllarımı yeteri kadar bu alanda geçirmediğim içindir. Bilgisayar dünyası yani bilişim konuları beni daha çok teknik konularla meşgul etti. Sevdiğim için de yıllardır bu konuların içinde günlerimi geçirdim, çalıştım. Ancak ne 2 boyutta ne de 3 boyutta tasarım fikirleri ve arayışlarım durmadı. İşte söz konusu bir internet sitesi tasarımı veya bilgi mimari çalışmaları olunca hemen tasarımın işlevsel olması gerekliliği benim için öncelik oluyordu. Hala da öyledi. Kullanıcı dostu internet sayfaları, kullanıcı dostu ürünler gibidir bana göre.</p>
<p>3D Maks(x) programı henüz emekleme döneminde idi biz üniversitede okurken. Mezun olur olmaz kendim betik yazacak seviyeye gelmiş, ufak tefek animasyon denemeleri bile yapıyordum. Ve sonra html çıktı karşıma. Bambaşka ve eğlenceli bir konu idi. Beni aldı 3 boyuttan götürdü 2 boyuta, internet dünyasına. Neyse ki sonradan bir sürü programlama dili çıktı ve kafam karıştı da yazılım konularından uzaklaştım. Tam tasarımlarıma geri dönüyordum ki, bu defa bilgisayarın içini açıp anakart, bellek, işlemci dünyasını keşfetmiş bulundum. Sonra arkadaşların bozulan bilgisayarlarını tamirler, bilgisayar donanım yükseltmeleri, ağ kurulumu derken hiç gereği yokken sistem uzmanı ve sonra hocası oldum. İşte o noktada artık tasarıma geri dönüş çok daha zor bil hal almıştı benim için.</p>
<p>Girmek için 3 yıl uğraştığım, uğruna depresyonlara girip sonra da neyse ki çıktığım bu endüstri ürünleri tasarımı kariyerim böyle mi olacaktı:)</p>
<p>Neyse anakartlara veya diğer bilgisayar donanımlarına tasarımcının estetik bakış açıcı! ile bakıyorum ve detaylara takılabiliyorum. Tabi bu bilgisayarları tamir ederken  veya sistemi düzeltmeye çalışırken işime yarıyor mu_ Tabii ki hayır. Ama yine de elektronikçi dahilerin detaylar içinde ortaya çıkarttıkları değişik fikirler hoşuma gidiyor. Mesela birisi yukarıdaki fotoğrafta yer alan fan. MSI anakart üzerinde işlemciye takılmış olan soğutucu. Elektrik enerjisi yerine işlemcinin ürettiği ısıyı kullanarak çalışıyor. Şimdi artık eskimiş bir teknoloji ama yine de güzel. Zaten maddenin kanunu gereği, mevcut teknolojiler ile bilgisayarların hızını arttırmak için en üst seviyeye gelinmiş olduğu için bilgisayar dünyasından şimdilik yenilik adına bir şey bekliyor da değilim. Ta ki kuantum teknolojisi bilgisayar donanımlarına girer ve transistör teknolojisi çöpe atılır ( lambalı tüplerin devrinin kapanması gibi) işte o zaman bol bol yenilikten bahsedebiliriz. O yüzden bir süre daha internet dünyasında yazılıp çizilen teknolojik gelişme başlığı altındaki yazılarda fazla detay aramaya gerek yok diyorum. Ve bol laf az iş diyerek satırları şimdilik sonlandırıyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isilerol.com/tasarim-sanatsal-mi-islevsel-mi-olmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuvalet deyince akla pis konular geliyor!</title>
		<link>http://isilerol.com/kendi-pisligimizi-mi-yiyoruz-gercekten.html</link>
		<comments>http://isilerol.com/kendi-pisligimizi-mi-yiyoruz-gercekten.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 20:12:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilerol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isilerol.com/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal paylaşım sitelerini kullanmam diyesim var, gerçekten de kullanmıyorum ama böyle diyenleri de bir burnu havalı konumunda görme eğilimim olduğundan olsa gerek tam olarak kullanmamazlık da edemiyorum. Üyeliğim var ve ben bazı grupları takip ediyorum. Bu gruplardan biri de &#8220;World &#8230; <a href="http://isilerol.com/kendi-pisligimizi-mi-yiyoruz-gercekten.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.poopcreative.org/facts.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-103" title="poop_creative" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/poop_creative1-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" /></a>Sosyal paylaşım sitelerini kullanmam diyesim var, gerçekten de kullanmıyorum ama böyle diyenleri de bir burnu havalı konumunda görme eğilimim olduğundan olsa gerek tam olarak kullanmamazlık da edemiyorum. Üyeliğim var ve ben bazı grupları takip ediyorum. Bu gruplardan biri de &#8220;World Toilet Organization&#8221; adındaki grup. Dünya Tuvalet Organizasyonu adını verdikleri bu oluşum kurulduğundan bu yana her yıl etkinlik düzenliyor ve özellikle de tuvalet atıklarından dolayı oluşan çevre kirliliği ile ilgili araştırmalar yapıyor, rapor yayınlıyor. Aynı şeyi Dünya Sağlık Örgütü adındaki kuruluş da yapıyor elbette. Ancak bu tür sivil toplum kuruluşlarına nedense pek kıl olduğum için yaptıklarını da bir türlü iyi niyet çerçevesindeymiş gibi değerlendiremiyorum. Dünyayı bu derece kirlenmiş ve yaşanmaz hale getiren o çıkarcı çevrelerin beslediği dev ulus şirketi sahiplerinin kurduğu sivil toplumculardan ne olur ki. Sen git Afrika kıtasını, sırf yeraltı kaynaklarını sömürmek adına, oranın sahiplerini tüket, aç bırak, susuz bırak, ondan sonra dünyaya duyur &#8220;Somali&#8217;de insanlar açlıktan ölüyor&#8221;. Onları açlığa mahkum eden sensin, ülkendeki pis boğazların kazan boyutundaki tabaklarında yediklerinin yarısını çöpe atarlarken, Afrika&#8217;daki çocuklar senin &#8220;insanı yardım&#8221; adına orda olduğunu söyleyen ajanlara boş boş bakarlerken ellerindeki suyu alan sen değil misin? Sensin! Seni çıkarcı seni&#8230;Ve işte kendi iç pisliğini temizleyebilmek ve arınabilmek adına hep daha fazla olanların peşinden koşarken, dünyanın senden olmayan diğer bölümünü de &#8220;boka&#8221; bulayan da sensin.<span id="more-101"></span></p>
<p>Resmi rakamlara göre dünya nüfusunun neredeyse yarısı sağlıklı olmayan koşullarda, temiz suya ulaşamadan yaşamaya mahkum durumdalar. Bazı Afrika ülkelerinde ise sadece yarım kiloluk poşetler içinde suyun satış fiyatı 1-5 dolar arasında değişmekte. Hoş bizler de İstanbul&#8217;da çeşmeden akan su yerine damacana suları içiyoruz, fark eden bir şey yok gibi. Dünyanın bir yarısı temiz suya ulaşamayıp pislik içinde boğuşurken, diğer bir yarısı da Acun Ilıcalı&#8217;nın haftanın her günü hazırladığı ve uzun bacaklı mankenleri teşhir ettiği programlar ile meşguller. Ondan sonra da kalkmış birileri, &#8220;Vay efendim kadın cinayetleri arttı, kadın eziliyor&#8221; geyiği yapıyorlar. Gidin bu sümüklü fikirlerinizi kadını seks objesi olarak kullanmaya alet olmuş dizi oyuncularına, mankenlere veya program yapımcıları basın babalarına yöneltin. Aksi halde hem kadın haklarını savunup hem de iğrenç medyada yer alıyorsan sen de bir o kadar omurgasızsındır.</p>
<p>Konu tuvalet olunca çevremde olan tüm pislikler ve pis konular aklıma geliyor, uçuşuyor, değinmeden geçemiyorum, ne yapayım!<br />
Yüksek lisans tezimi yazarken, özellikle tarihin çeşitli dönemlerinde yaşamış medeniyetler ve şehircilik yapısı, buna bağlı olarak tuvalet kullanımı ve kanalizasyon yapılarını inceleme fırsatım oldu. Gerçekler gösteriyor ki, insanlığın &#8220;sıçtığı&#8221; ortamlar tamamen medeniyet seviyesinin de göstergesi olmuş. Aslan yattığı yerden belli olur misali:)  Osmanlı İmparatorluğu döneminden örnek verecek olursak, dünyanın ilk Tuvalet Vakfı 1667 yılında İstanbul&#8217; da kurulmuş. İmparatorluğun en şaşaalı dönemini geçiriyor olduğu yıllarda bir çok meseledeki sağlam organizasyon yapısı elbette ki buraya da sirayet etmiş. Ayrı karşılaştırmayı Roma İmparatorluğu döneminde kullanılmış olan &#8220;latrina&#8221;lar için de yapabiliriz. Yine medeniyetin en gelişmiş döneminde duvarları mozaiklerle bezeli olan birkaç kişinin aynı anda kullanabildiği ilginç tuvaletler de varmış. Ve oturduğumuz yerden internet aracılı ile tüm dünyayı araştırabildiğimiz şu dönemde ise dünyanın yarısı  diğer yarısından daha şanslı. Dünya nüfusunun 7 milyar olduğunu düşünürsek şanssız insan sayısı 3,5 milyar eder. İnanılmaz bir rakam bu. Böylesine büyük bir kitleyi mutsuz etmeyi başarmış olan şimdinin imparatoru olan beyinler ise ne yazık ki fakirleştirdikleri o insanlara yardım için yine diğer devletleri kullanıyorlar.</p>
<p>Yine konuyu dağıttım. Hemen toparlıyorum. Şöyle bir siteyi duyurmuş Dünya Tuvalet Organizasyonu Grubu:<a href="http://http://www.poopcreative.org/facts.html" target="_blank"> http://www.poopcreative.org/facts.html</a><br />
Sayısal olarak durumun vehameti görülüyor. Az miktarda dışkının içinde yaşayan parazitlerden bahsetmiş .<br />
1980&#8242;lerdi sanırım, çocuktuk. &#8220;We are the world, we are the children&#8221; diyerek beynimizi düdükleyen bir takım şarkıcılar vardı ekranda. Bir sağa bir sola sallanarak şarkı söylerlerdi şirin olmaya mecburlarmış gibi. O çocuk beynimle bile hepsinin yalancı olduğunu anlamıştım. O zaman da açtı afrikalı çocuklar şimdi de aynılar. 2011, 30 yıl geçmiş. Hiç mi vizdanınız yok demezler mi para babalarına? Vicdan yok ise ne var insan namına içinde? Demezler mi para babalarına hizmet etmekte olduklarını bilen-bilmeyen omurgasız mahlukatlara?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isilerol.com/kendi-pisligimizi-mi-yiyoruz-gercekten.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuvelet deyip geçmemek lazım!</title>
		<link>http://isilerol.com/tuvelet-deyip-gecmemek-lazim.html</link>
		<comments>http://isilerol.com/tuvelet-deyip-gecmemek-lazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 11:47:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilerol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isilerol.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü&#8217;nü bitirdikten sonra Seramik Bölümü&#8217;nde yüksek lisans eğitimini tamamladım. Tez olarak ise &#8220;tuvalet&#8221; konusunu seçtim. Her gün bir kaç kez girip çıktığımız o mekanı ve ordaki eylemimizi küçümseyecekseniz hiç okumayın bu yazıyı. Oysa ki, şu da var;  &#8230; <a href="http://isilerol.com/tuvelet-deyip-gecmemek-lazim.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü&#8217;nü bitirdikten sonra Seramik Bölümü&#8217;nde yüksek lisans eğitimini tamamladım. Tez olarak ise &#8220;tuvalet&#8221; konusunu seçtim. Her gün bir kaç kez girip çıktığımız o mekanı ve ordaki eylemimizi küçümseyecekseniz hiç okumayın bu yazıyı. Oysa ki, şu da var;  birkaç gün &#8220;büyük&#8221; olarak tabir edilen ihtiyacı gideremeyince çekilen acılar yüzünden öyle an gelir ki, konu dünyanın en önemli meselesi olabilir. O açıdan konu tuvalet olsa da önemsemek gerekir. Bu eylem sırasında vücudumuza yaramayan ve fazla süre beklediği zaman bize zarar veren mikroplar atıldığı düşünülürse konu neredeyse devlet meselesi kadar bile önemli olabilir! Hiç abartmıyorum <img src='http://isilerol.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu ve bundan sonraki bir kaç yazımı, yüksek lisans tezimin bazı bölümlerinden faydalanarak yazacağım. İlginç ve şaşkınlık yaratan bilgiler bulacağınıza da eminim. Tez merkezinden tezlerden alıntı yaparak kendine tez yazanlar da varmış. Vallahi YÖK başkanı dahi aynı hatayı yapmış ve de o mevkide görev yapıyor ise demek ki bir bildiği vardır diyerek tezimi kamuya kapatma gereği duymadım. Öyle de pislendi akademik ortam dediğimiz okullar&#8230;<br />
<span id="more-52"></span></p>
<p>Şimdi bakalım &#8220;Tuvalet&#8221; in kelime anlamı&#8230;</p>
<p><strong> </strong><strong>Tuvaletin Kelime Olarak Anlamı</strong></p>
<p>Her canlının günlük yaşantısı içinde yer alan, ancak dile getirilmesi veya hakkında konuşulması pek hoşa gitmeyen tuvalet kelimesinin Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde birden fazla karşılığı olduğu görülmektedir. Bu karşılıklardan biri, çalışma konumuz olan helataşı, insanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer anlamındadır. Bir diğer karşılık ise ilginçtir ki, abiye gece kıyafeti anlamına gelmektedir. Orijinali Fransızcada toilette olan tuvalet kelimesinin karşılığı da hem abiye giysi, hem de dışkı ve idrarın yapıldığı yer anlamındadır. Bazı parfümlerin üzerinde yazan Eau de toilette Fransızcada tuvalet suyu anlamında, yoğunluk oranı düşük olan parfümleri ifade etmek için kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunun yanı sıra yurdumuzun çeşitli yörelerinde boşaltım ihtiyacının giderildiği yeri ifade eden birçok kelimeye rastlanır. Abdesthane, aralık, ayakyolu, ganat, kenif, yüznumara, hacet yeri, helâ, kenef, memişhane, kademhane, rahat evi, kabine, kirna ve WC ( Water Closet ) bunlardan bazılarıdır. Tuvalet odası için özellikle son 30 yıldır en sık kullanılan karşılık “W.C.” kısaltmasıdır. W – Water yani su, C- Closet yani dolap, gardırop, gömme dolap anlamlarına gelmektedir. Yani aslında “Su Dolabı” anlamına gelen bu tamlama ülkemizde tuvalet odasını ifade eder hale gelmiştir.</p>
<p>Bir kapının üzerine asılmış olan WC yazısının yanına kadın figürü veya kadın şapkası, diğer kapının üzerinde asılmış olan WC yazısının başına da erkek figürü veya erkek şapkası çizilerek tuvaletlerin de hangi cinsiyet için olduğu ifade ediliyor. Sadece bir işaret ve tamamlayıcı WC harfleri ile herkes tarafından algılanabilen tuvaletlerle dolu ülkemiz. Hatta alaturka tuvaletlerin yaygın olduğu pek çok umumi tuvaletlerin kapısında dahi tuvalet yerine WC yazıldığı görülmektedir. Bu kelimenin tuvalet anlamında kullanılması birçok Avrupa ülkesi için de geçerlidir. Türkiye, İtalya veya İngiltere gibi İngilizce konuşulmayan Avrupa ülkelerinde WC karşılığının yaygın olarak kullanılmasına karşın,  İngiltere, Avustralya veya Amerika gibi İngilizce dilinin konuşulduğu ülkelerde tuvaleti ifade etmek için kullanılmıyor olması da ilginçtir.</p>
<p>İngilizce -closet kelimesinin bir karşılığının da –gardrobe olduğunu hatırlayalım. WC kısaltmasının ortaya çıkmasını da sağlayan bu kelimenin türeyiş şekli de ilginçtir. Ortaçağ dönemindeki kalelerde tuvaletler gömme dolaplar içine yapılıyormuş. Hatta kaledeki hizmetçiler kıyafetlerin güvelerden koruması için kıyafet dolaplarını pis kokan tuvaletlere yakın yerlerde konuşlandırıyorlarmış. Bu yüzden de giysileri koruduğu için tuvaletlere -gardrobe denmeye başlanmış. Fransızca’ da  -garde -korumak, -rope ise<br />
- giysi anlamına kullanılır. O dönemde kalelerde yaşayan soyluların kullandığı gardırop kelimesi, günümüzde modern ingilizceye wardrobe, Türkçe’ye de gardırop olarak girmiştir.  Tuvalet odası anlamında kullanılan bir diğer ilginç kelime ise -yüznumaradır. Zamanında Fransızlar Türkiye’de inşa ettikleri ilk otel olan Pera Palas’ın proje çizimlerin üzerinde tüm odalara numara veriliyormuş. Projeyi çizen iç mimar 101 numaradan başlayarak tüm odaları numaralandırmış. &#8211; 1 rakamı odanın bulunduğu katı,<br />
- 01 rakamı ise o kattaki oda numarasını belirtiyor. Proje üzerinde çizilmiş olan tüm bölmelere lobi, giriş, merdivenler gibi isimler yazılmış. Sıra tuvaletlere geldiğinde ise<br />
- tuvaletler numarasız anlamına gelen &#8211; Les toilettes sont sans numéros yazılmış. Ancak ne olduysa ondan sonra olmuş. Proje üzerinde yazılanların Türkçe’ ye çevrilmesi işine gelince , -numarasız anlamına gelen -sans numéro ile “yüznumara” anlamına gelen cents numéro, her ikisi de san nümero olarak söylendiği için birbirine karıştırılmış ve tuvaletler bundan sonra 100 numara olarak adlandırılmaya başlamış.</p>
<p><strong>Antikçağ Döneminde Tuvaletler</strong></p>
<p><strong>Erken Tunç Çağı dönemi</strong></p>
<p>Uzun süreden beri yapılan arkeolojik kazılarda ve araştırmalarda eski dönem şehir yapıları ve bunların içinde yer alan tuvaletlerle ilgili birçok bulguyu ortaya çıkartılmıştır. Tarihe ait olarak bulunan en eski tuvalet, aşağı Mezopotamya’da kurulu olan Sümer Uygarlığı’na ait olduğu tespit edilmiştir. Kalıntılar arasında yaklaşık olarak M.Ö. 3700 yılında inşa edilmiş ve kullanılmış olan suyolları, tuvalet, lağım teşkilatları bulunmuştur -2 .</p>
<div id="attachment_91" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/mohenjo_2.jpg"><img class="size-medium wp-image-91" title="mohenjo_" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/mohenjo_2-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Mohenjo-Daro’ da M.Ö.2800 yılları dolayında yapıldığı düşünülen tuvaletler -3 .</p></div>
<p>Bir diğeri ise, yaklaşık olarak M.Ö. 2450 yıllarına ait olan, bugün Pakistan sınırları içinde yer alıp, İndus Vadisi Uygarlığı şehirlerinden biri olan Mohenjo-Daro ‘da ortaya çıkartılan tuvaletlerdir. Tuğlaların üst üste dizilmesi ile meydana getirilen tuvaletlerin çömelme pozisyonunda kullandıkları anlaşılmaktadır. Erken Tunç Çağı döneminde kurulmuş ve planlı yapılaşmış olan bu şehirde kalıntılardaki kanallar tüm evlerdeki atık suların caddelerin kenarlarındaki kanallara akıtıldığı göstermektedir -4 .</p>
<p>Bu tuvaletlerin oturma yerlerinin ahşap veya tuğladan olduğu anlaşılıyor. Tuvaletlerin atıklarının kanallar yolu ile lağıma taşındığı görülmüştür. Eğer konutlar lağımdan uzak ise, atıklar bir çukurda toplanıp daha sonra buradan kanala aktarılıyormuş -5 .</p>
<div id="attachment_92" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/girit_t1.jpg"><img class="size-medium wp-image-92" title="girit_t" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/girit_t1-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Girit Uygarlığı döneminde Knosos şehrindeki akarsulu tuvalet gideri -6</p></div>
<p>Girit Uygarlığı, Tunç Çağı&#8217;nda, M.Ö. yaklaşık 3500&#8242;lerde Girit Adası’ nda doğmuş bir uygarlıktır. Adada uygarlık döneminde en öne çıkan şehirlerden olan Knosos’ daki yapılar çok katlı ve kesme taş ile ince işlenmiş desenler ile süslenmiş olduğuna dair buluntulara rastlanmıştır. Girit Uygarlığı, Tunç Çağı&#8217;nda, M.Ö. yaklaşık 3500&#8242;lerde Girit Adası’ nda doğmuş bir uygarlıktır. Adada uygarlık döneminde en öne çıkan şehirlerden olan Knosos’ daki yapılar çok katlı ve kesme taş ile ince işlenmiş desenler ile süslenmiş olduğuna dair buluntulara rastlanmıştır.</p>
<p>Ancak bunların ötesinde Knosos, kalıntılarda bulunan akarsulu tuvaletler arkeologların dikkatini çekmişti. Knosos sarayında yapılmış olan tuvaletlerde sifon görevini gören terakota borular kullanılmış.</p>
<div id="attachment_93" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_terra1.jpg"><img class="size-medium wp-image-93" title="t_terra" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_terra1-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Girit Uygarlığı döneminde Knossos şehrindeki akarsulu tuvalet taşı kesiti -7 .</p></div>
<p>Terakota borularda, borunun bir ucunun çapı diğer ucunun çapından daha dar olduğu için, kanaldan akan su tazyikli olarak ilerler ve böylece son çıkış yerinde güçlü bir şekilde akar.  Girit Uygarlığı dönemindeki yerleşim yerlerindeki buluntularda, binaların çatılarında biriken suların bir depoda toplanıp, atıkların binanın içinden atılabilmesi için terakota borulardan tuvaletlere akıtıldığı görülmektedir -8 .</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
Tunç Çağı Dönemi</strong></p>
<div id="attachment_94" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_altintepe1.jpg"><img class="size-medium wp-image-94" title="t_altintepe" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_altintepe1-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Altıntepe kazılarında bulunan tuvalet ve kanalizasyon sistemi -9.</p></div>
<p>Yapılan arkeolojik kazılarda, Tunç çağı döneminde kurulmuş olan şehirlerde yaşayan Truva, Mısır, Yahudi, Yunan, Etrüsk’lerin, kullanılan suyun şehre getirilmesi ve pis suyun şehir dışına taşınması için çeşitli sistemler geliştirdikleri bilgisine ulaşılmaktadır.<br />
Anadolu topraklarında Urartularla ilgili yapılan Altıntepe kazı çalışmalarında, 2007 yılında M.Ö. 8–7 yüzyıla ait olan tuvalet ve kanalizasyon sistemi gün ışığına çıkartılmıştır.<br />
Kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu, geçmişe ait banyo, tuvalet sistemi ile ilgili olarak:  “Ortaya çıkan kanalizasyon şebekesi incelendiğinde üzerine kurulan kalenin planlanarak yapıldığını ortaya çıktı. Önce kanalizasyon şebekesi yapılmış, daha sonra da binalar üzerine yerleştirilmiş “ şeklinde açıklama yapmıştır. Lavabosu, tuvaleti ve banyosu ile Anadolu’da ilk kez böyle bir yapının var olduğu ortaya çıkmış oluyordu -10 .</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Belli ise, Iğdır Kültür Sarayı&#8217;nda “Anadolu&#8217;nun Yaşayan Uygarlığı Urartular” konusunda verdiği konferansta: “Avrupa&#8217;da tuvalet yokken, banyo yokken Urartular en modern şekilde tuvalet ve banyoyu kullanmışlar.” şeklinde açıklama yapmıştır -11 . Çavuştepe yerleşmesinin Urartu katmanında M.Ö. 7. yy.a ait, çağdaşı başka kültürlerde görülmeyen çok gelişmiş, modern anlamda çeşmeli, sabit bir tuvaletin varlığı keşfedilmiştir -12 .</p>
<div id="attachment_95" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_lazimlik1.jpg"><img class="size-medium wp-image-95" title="t_lazimlik" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_lazimlik1-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Özgün hali Atina Müzesinde bulunan seramikten yapılmış olan lazımlık -13.</p></div>
<p>Yunan kültüründe tuvaletin dört duvar arasına girmiş hali pek yaygın olarak görünmese bile, çocuklar için geliştirdikleri lazımlık, dönemin tasarım perspektifi açısından bizleri aydınlatmaktadır. Günümüzde dahi, çocukların tuvalet terbiyesi için uzmanların birçok yöntem ortaya konduğu düşünülecek olursa, Yunanlıların tasarladıkları seramik lazımlık oldukça dikkat çekicidir.</p>
<p>Antik Yunan Uygarlığı dönemine ait olarak bulunan kalıntıların yanı sıra yazılı kaynaklardan Hesiodos ve şair Heredotos’un eserlerinde tuvalete ilişkin verilere rastlamak mümkün. Heredotos, Mısırlı kadınların ayakta erkeklerin ise oturarak işediği bilgisini vermektedir -14 .</p>
<div id="attachment_96" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_besik1.jpg"><img class="size-medium wp-image-96" title="t_besik" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/t_besik1-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Anadolu menşeli bir beşik -15 .</p></div>
<p>Viyana Volkerkunde Müzesi&#8217;nde bulunan Anadolu menşeli beşiğin ortasındaki ve şiltesindeki delikten akan bebek idrarı altta bulunan kabın içinde birikir. Daha sonra ise bu kap temizlenir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
Kaynakça:</strong></p>
<pre> [2] Muazzez İlmiye Çığ<strong>, Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, </strong>İstanbul,<strong> </strong>Kaynak Yayınları<strong> </strong>2010,  s. 10.
 [3] http://www.mohenjodaro.net/latrine47.html ,<strong> Mohenjo-Daro Latrines HR Area .</strong>
 [4] M. Jansen<strong> ,</strong> “Water Supply and Sewage Disposal at Mohenjo-Daro”, <cite><strong>World Archaeology</strong></cite><strong>,  </strong>Cilt: 21, Sayı: 2, Taylor &amp; Francis Ltd., 1989, s: 177–192.
 [5] Onur Gülbay,<strong> Eskiçağ’ da Tuvalet Kültürü, </strong>İstanbul, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, 2003, s: 1.
 [6] http://www.perini-journal.com/PDF_JOURNAL/tidbits/tidbits_016_en.pdf ,<strong> “Kossos: the cradle of civilization”</strong>.
 [7] Sim Van der Ryn, <strong>The Toilet Papers- Rcycling Waste and Conserving Water</strong>, White River Junction,  Chelasea Green Publishing Company, 1999, s: 18.
 [8] L. Julie Horan<strong> ,The Porcelain God, </strong>New Jersey, Robson Books Ltd. 1996, s: 5.
 [9] http://www.parkeoloji.com/kanalizasyon-sistemiurartu/ , “<strong>Kanalizasyon Sistemi: Urartu”,</strong>.
 [10] http://www.altintepekazisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=37&amp;Itemid=88 , “<strong>Altıntepe Urartu Kalesi 2007 Kazı ve Onarım Çalışmaları</strong>”, 2009.
 [11] http://www.haberler.gen.al/2010-04-08/prof-belli-tarihi-kaynaklar-bize-ermenilerin-urartularla-bir-bagi-olmadigini-gosteriyor/ , “<strong>Urartu Medeniyeti</strong>”, 2010.
 [12] Onur Gülbay, <strong>Eskiçağ’ da Tuvalet Kültürü</strong>, İstanbul, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, 2003, s: 1.
 [13] http://www.boingboing.net/2007/11/18/ancient-greek-potty.html , “<strong>Ancient Greek potty training pottery device</strong>”, 2007 .
 [14] Onur Gülbay, <strong>Eskiçağ’ da Tuvalet Kültürü</strong>, İstanbul, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, 2003, s: 7.
 [15] Şefik Okday, <strong>İçine Ettiğimizin Dünyası</strong>, İstanbul, Birsen Yayınevi, 1993, s: 141.</pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isilerol.com/tuvelet-deyip-gecmemek-lazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapitalizmin Hizmetçileri Tasarımcılar!</title>
		<link>http://isilerol.com/kapitalizmin-hizmetcileri-tasarimcilar.html</link>
		<comments>http://isilerol.com/kapitalizmin-hizmetcileri-tasarimcilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2011 23:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilerol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isilerol.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Başlığa göre tasarımcılık kötü bir meslek gibi algılanmış olabilir. Hizmetçilik işi her zaman emekçi sıfatı ile aşağı tabakayı ilgilendirdiği için bu algının oluşması normal kabul edilebilir. Ancak ben yine de bu en olumlu anlamını düşünerek başlığı atmadım. Kapitalizmin gereklerinden biri &#8230; <a href="http://isilerol.com/kapitalizmin-hizmetcileri-tasarimcilar.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/kapitalizm.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-26" title="kapitalizm" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/kapitalizm.jpg" alt="" width="252" height="255" /></a>Başlığa göre tasarımcılık kötü bir meslek gibi algılanmış olabilir. Hizmetçilik işi her zaman emekçi sıfatı ile aşağı tabakayı ilgilendirdiği için bu algının oluşması normal kabul edilebilir. Ancak ben yine de bu en olumlu anlamını düşünerek başlığı atmadım. Kapitalizmin gereklerinden biri olarak ortaya çıkan pek çok &#8220;izm&#8221; olgularına bir de tasarımcıların desteğini eklemek gerektiği için bu başlığı attım.</p>
<p>Şöyle ki; Endüstri Ürünleri Tasarımı konusunun geleceğin mesleği olacağı söylentisine kandığımız yıl bundan 14 sene öncesi idi. Onca vakit evvelinden şimdiyi gelecek olarak kafamızda istediğimiz yere oturtmuştuk. Meslek geleceğin mesleği, bizler de geleceğin insanları olacaktık. Şimdilerde büyük bölümümüz kendi mesleğini yapmıyor, bir kısmı evinde oturuyor, küçük bir bölümü ise okulda kalarak saçmalığa devam ediyorlar. Ki bu saçmalığa bulaşmak, iş hayatındaki saçmalıkların yanında oldukça masumhane göründüğü için ben de bu leke bırakmayan saçmalığa bulaşmayı her an düşünmekteyim.<span id="more-24"></span></p>
<p>Konuyu dağıtmadan hemen geri döneyim. Bir ürün düşünelim. Üretici bu ürünü para kazanmak amaçlı olarak üretmiş ve alacak müşteriler ile buluşturmayı istiyor. Bunun için her ürünü, türüne göre, potansiyel müşterisine öylesine veremeyeceği için kendine bir kutu, poşet veya taşıyacak her ne ise öyle bir ambalaj arıyacaktır. Ambalajını yani ürünü saracak nesnenin malzemesini bulduktan sonra ambalaja şekil vermek gerekecektir. Ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte hedef belirlenmiş ise uygulanacak adımlar da o derece netlik kazanacağı için işler kolaylıkla ilerleyebilir. Ancak hedef sadece müşteriye satış&#8221; odaklı olarak belirlenmiş ve de bu sürecin aşamaları da sadece o ürünü üreten şahsın kişisel fikirlerine kalmış ise süreçte yoğun tıkanmalar yol açacağı aşikardır.</p>
<p>Ürünümüz &#8220;tarhana&#8221; olsun mesela. Tarhananın mutlaka bez torba içinde saklanması gereklidir. Üzerindeki etiketin de hedef kitle odaklı olarak tasarlanmış olması, rafta yer alırken rakip ürünlere göre fark yaratması gibi etmenlerle ortaya belli bir ürün ve ürün ambalajı ortaya çıkacaktır. Basit bir örneği büyük ölçeğe taşıyalım ve araba tasarımı konusuna yönelelim. Konu elbette tarhananın market reyonlarına gelmesi süreci kadar basit olması beklenemez. Hedef kitle, mevcut kitle istekleri, teknolojik gelişmeler ve daha pek çok faktörü tasarım aşamalarında etkili olarak görebiliriz. Faydalı modeller veya fayda getiren yenilikler elbette insanlığın konforu, arabayı alacak müşteri için tercihin başında gelir. Ancak sırf konfor sağlayan yeniliklere yüksek miktarlarda fiyat biçmek etik midir bu tartışılır. Üzerinden 3-4 yıl geçtikten sonra &#8220;yepyeni&#8221; denilen o değişim de &#8220;eski&#8221; sıfatını taşıyacak iken, otomobil sektörünün para babalarını daha da yükseklere taşıyacak etkilere önayak olmak da tasarımcıların marifeti değil mi!</p>
<div id="attachment_27" class="wp-caption alignleft" style="width: 236px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/PennyFarthing.jpg"><img class="size-medium wp-image-27" title="PennyFarthing" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/PennyFarthing-226x300.jpg" alt="" width="226" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Şimdikiler de bisikleti bu da bisiklet işte...Gerçi bu antika bisikleti almayı bıraktım bulmak bile çok zordur...</p></div>
<p>Bisiklet alırken de aynı hislere kapılırım. Kadro yani bisikletin iskeleri farklı malzemelerden yapılmış, farklı fiyatlara satılmaktadır. Ancak en nihayetinde bir kadrodur. Hafifledikçe de kadronun fiyatı artar da artar. Yan malzemeler ve farklı kaliteleri de bisikletin fiyatını bir anda uçuruverirler. Oysa ki iki tekerli bisiklettir o sadece. Dağa çıkacakken sıcak tutan mont gereklidir. Gelişmiş teknolojik kumaşlarla yapılmış bir mont getirir tezgahtaki görevli. Giyersiniz, rahattır. Fiyatını duyunca dudaklar uçuklayıverir birden. Eskiden dağa çıkanlar dağcı değiller midir. Veya da Buz gibi soğuk havalarda çatısı akan evde uyumaya çalışan bebeklerin hakkı değil midir aslında. O montu alacakken aynı fiyata belki 50 çocuğa mont alabileceğini düşünürken&#8230;En iyisi düşünmemek ya, neyse.</p>
<p>Bu örnekler o kadar çok ki&#8230; Ürün tasarımlarını iyileştirip insanların almasını sağlayınca, gıdaların içine haz verici katkı maddesi katanlar ile aynı cinayeti işlemiş olmuyor muyuz!<br />
Bir çok üründe cevabım &#8220;evet oluyoruz&#8221; dur. Kapitalizmin sadece &#8220;kapital&#8221; yani &#8220;para&#8221; yani &#8220;çıkar&#8221; üzerine kurulmuş mide bulandırıcı ve insanlığı yok eden ideolojisi ile birlikte ortaya çıkan &#8220;endüstri mühendisliği&#8221;, &#8220;işletme&#8221; , &#8220;makina mühendisliği&#8221; ve daha pek çok meslek de aslında aynı oranda suça ortaktırlar. İğrenç bir ürünü bile makyajlayıp, allayıp pullayıp bir de televizyon ekranlarına para ödeyerek farklı bir ürünmüş gibi göstererek satabilirler. İnsanlar bu iğrenç ve belki de insan sağlığına zararlı ürünü alırlarken yetkililer &#8220;Dur!&#8221; demezler. Onlar da taşın altına ellerini koymuşlardır çünkü! Ve sonra belki o ürünü kullanan, bu döngüde çalışanlardan birinin yakını sağlığını belki de hayatını kaybeder. Ama sistem o kadar acımasızdır ki, kendi çarkı içinde durmaya çalışanı ezer geçer. Hareket bağlatılmıştır ve durdurulamaz.</p>
<p>Düzen böyle iken, insanlar bir şekilde bu kapital düzene (tüketiyor olurken veya üretiyor olurken) ortak olmuş iken parasızlıktan yakınmaması da gereklidir. Çünkü bu sistem devamlı olarak tüketim odaklı olarak ayakta kalabilir. Ortaya çıkan malların bir şekilde tüketilmesi ve paraya çevrilmedi gereklidir. Daha fazla para demek üretimi yapanların daha zenginleşmesi demektir. Patronların daha fazla zenginleşmesi ise daha da güçlü oldukları anlamına gelir. Bu noktadan sonra Tanrıya şirk koşma gibi tehlikeli boyutlarda gezinen, kendini diğer ! insanlardan çok daha üstün gören mahlukatlar da türemiş olur. Kominizmin de Kapitalizmden türemiş olduğunu düşündüğüm için kimse sosyalist veya kominist olarak değerlendirmesin görüşümü. Sadece resme uzaktan bakmak gerekiyor. Lakin içinde sıkıştığımız bu kapital sistem o kadar oyunlarla sarmış ki etrafımızı, ağları yararak resmin uzağına gitmek hiç de kolay olmadı benim için.</p>
<div id="attachment_25" class="wp-caption alignleft" style="width: 237px"><a href="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/limon_sikacagi.jpg"><img class="size-medium wp-image-25 " title="limon_sikacagi" src="http://isilerol.com/wp-content/uploads/2011/10/limon_sikacagi-227x300.jpg" alt="" width="227" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Philip Starck&#39;ın Limon sıkacağı tasarımı . Evime alır mıyım? -Almam, ama tasarım harika:)</p></div>
<p>Philiph Satarck özellikle tasarımcıların bildiği ünlü tasarımcı bile, belki de yıllarca kapitalizme ettiği yardımları farkederek veya tamamen duygusal! sebeplerle, artık&#8221;yenilenebilir enerji kaynağı odaklı tasarımlar&#8221; yapacağını açıkladı. Bir ev düşünün, çişiniz ve kakanız dahi boşa gitmiyor ve belki elektrik olarak size geri dönüyor. Böylece belediyeler rafa kaldırılıyor, ki çok isterim. Uyuşuk ve fitneci tonlarca insanın kıçlarını gömdükleri sülük kitlelerin dolu olduğu kurumların her birinden tiksinirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Demem o ki; Eğer tüketimi her seferinde &#8220;daha iyisini, daha rahatını, daha güzelini yaptık&#8221; diyerek körüklemek yerine, &#8220;aldığınız ürünü ömür boyu her türlü faydayı sağlayacak kullanın&#8221; biçimine çevirebilecekse &#8221; YAŞASIN TASARIMCILAR&#8221;&#8230;.Yok eğer -Aynı tas aynı hamam, düzen bu kardeşim, alem buysa maymun benim- tarzı yaklaşım sergileyecekse, bütün osuruktan teyyare kılığında gezen şarlatan tasarımcılara &#8220;YAZIKLAR OLSUN&#8221;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isilerol.com/kapitalizmin-hizmetcileri-tasarimcilar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

