Tasarım sanatsal mı işlevsel mi olmalı!

Elektriğe gerek duymadan işlemcinin ısısı ile çalışan soğutucu hoşuma gitmişti...

Tasarımcılık her zaman kapitalizmin hizmetinde değildir elbette. O kadar da acımasız olmayayım. Ancak tasarım işine işlevsel değil de sadece görsel anlam yükleyenler kapitalizmin hizmetindedir diyebilirim sanırım. Çünkü ürün tasarımı insanlığın var oluşundan bu yana, hani o övündüğü aletin ortaya çıkmasından bu yana var olmuştur. Toprak kapların içindeki yemeğin havası dışarıya çıkmasın diye hamur yapılıp aralıklar kapatılmış düdüklü tencere ortaya çıkartılmıştır. Bunu ilk uygulayan hanımlar da “Vay ben düdüklü tencereyi tasarladım” diyerek ortalığa çıkıp reklamını yapmamıştır, şimdilerde pek çok kişinin yaptığı gibi. O işi kolaylaştırıp insanlığa hizmet edebiliyorsa ve mutlak bir fayda barındırıyorsa o ürün ve o ürünü tasarlayan, dahası üretime sunan herkes iyi bir iş yapıyor demektir. Ancak sanatsal! bilmemne akımının peşinde, sergi açıldığı zaman içki bardaklarını birbirine tokuşturmaktan çok birbirini kesenlerin bolca olduğu kitlelerin ortaya çıkarttıkları, biçimsel olarak hiç bir şeye benzemeyip, işlevsel olarak da kimseye fayda sağlamayan maddelere tasarım demeyi, onu düşünene de tasarımcı demeyi düşünmüyorum. Okumaya devam et

Yazılar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tuvalet deyince akla pis konular geliyor!

Sosyal paylaşım sitelerini kullanmam diyesim var, gerçekten de kullanmıyorum ama böyle diyenleri de bir burnu havalı konumunda görme eğilimim olduğundan olsa gerek tam olarak kullanmamazlık da edemiyorum. Üyeliğim var ve ben bazı grupları takip ediyorum. Bu gruplardan biri de “World Toilet Organization” adındaki grup. Dünya Tuvalet Organizasyonu adını verdikleri bu oluşum kurulduğundan bu yana her yıl etkinlik düzenliyor ve özellikle de tuvalet atıklarından dolayı oluşan çevre kirliliği ile ilgili araştırmalar yapıyor, rapor yayınlıyor. Aynı şeyi Dünya Sağlık Örgütü adındaki kuruluş da yapıyor elbette. Ancak bu tür sivil toplum kuruluşlarına nedense pek kıl olduğum için yaptıklarını da bir türlü iyi niyet çerçevesindeymiş gibi değerlendiremiyorum. Dünyayı bu derece kirlenmiş ve yaşanmaz hale getiren o çıkarcı çevrelerin beslediği dev ulus şirketi sahiplerinin kurduğu sivil toplumculardan ne olur ki. Sen git Afrika kıtasını, sırf yeraltı kaynaklarını sömürmek adına, oranın sahiplerini tüket, aç bırak, susuz bırak, ondan sonra dünyaya duyur “Somali’de insanlar açlıktan ölüyor”. Onları açlığa mahkum eden sensin, ülkendeki pis boğazların kazan boyutundaki tabaklarında yediklerinin yarısını çöpe atarlarken, Afrika’daki çocuklar senin “insanı yardım” adına orda olduğunu söyleyen ajanlara boş boş bakarlerken ellerindeki suyu alan sen değil misin? Sensin! Seni çıkarcı seni…Ve işte kendi iç pisliğini temizleyebilmek ve arınabilmek adına hep daha fazla olanların peşinden koşarken, dünyanın senden olmayan diğer bölümünü de “boka” bulayan da sensin. Okumaya devam et

Düşünceler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tuvelet deyip geçmemek lazım!

Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü bitirdikten sonra Seramik Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladım. Tez olarak ise “tuvalet” konusunu seçtim. Her gün bir kaç kez girip çıktığımız o mekanı ve ordaki eylemimizi küçümseyecekseniz hiç okumayın bu yazıyı. Oysa ki, şu da var;  birkaç gün “büyük” olarak tabir edilen ihtiyacı gideremeyince çekilen acılar yüzünden öyle an gelir ki, konu dünyanın en önemli meselesi olabilir. O açıdan konu tuvalet olsa da önemsemek gerekir. Bu eylem sırasında vücudumuza yaramayan ve fazla süre beklediği zaman bize zarar veren mikroplar atıldığı düşünülürse konu neredeyse devlet meselesi kadar bile önemli olabilir! Hiç abartmıyorum :)

Bu ve bundan sonraki bir kaç yazımı, yüksek lisans tezimin bazı bölümlerinden faydalanarak yazacağım. İlginç ve şaşkınlık yaratan bilgiler bulacağınıza da eminim. Tez merkezinden tezlerden alıntı yaparak kendine tez yazanlar da varmış. Vallahi YÖK başkanı dahi aynı hatayı yapmış ve de o mevkide görev yapıyor ise demek ki bir bildiği vardır diyerek tezimi kamuya kapatma gereği duymadım. Öyle de pislendi akademik ortam dediğimiz okullar…
Okumaya devam et

Yazılar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kapitalizmin Hizmetçileri Tasarımcılar!

Başlığa göre tasarımcılık kötü bir meslek gibi algılanmış olabilir. Hizmetçilik işi her zaman emekçi sıfatı ile aşağı tabakayı ilgilendirdiği için bu algının oluşması normal kabul edilebilir. Ancak ben yine de bu en olumlu anlamını düşünerek başlığı atmadım. Kapitalizmin gereklerinden biri olarak ortaya çıkan pek çok “izm” olgularına bir de tasarımcıların desteğini eklemek gerektiği için bu başlığı attım.

Şöyle ki; Endüstri Ürünleri Tasarımı konusunun geleceğin mesleği olacağı söylentisine kandığımız yıl bundan 14 sene öncesi idi. Onca vakit evvelinden şimdiyi gelecek olarak kafamızda istediğimiz yere oturtmuştuk. Meslek geleceğin mesleği, bizler de geleceğin insanları olacaktık. Şimdilerde büyük bölümümüz kendi mesleğini yapmıyor, bir kısmı evinde oturuyor, küçük bir bölümü ise okulda kalarak saçmalığa devam ediyorlar. Ki bu saçmalığa bulaşmak, iş hayatındaki saçmalıkların yanında oldukça masumhane göründüğü için ben de bu leke bırakmayan saçmalığa bulaşmayı her an düşünmekteyim. Okumaya devam et

Düşünceler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın